Travesti – Travesti

Travesti

Travesti travestiler Ankara Travestileri İstanbul Travestileri İzmir Travestileri Eskişehir Travestileri Travesti Ankara

Travesti kategorisine gönderildi | , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Travesti ilişki yaşıyorum ama eşcinsel değilim

Travesti ilişki yaşıyorum ama eşcinsel değilim

"Türkiye'de kaç tane eşcinsel var?!" diye bir soru olabilir mi tanrı aşkına? Eşcinsellik, kadın veya travesti erkek gibi cinsiyete dayalı sayılabilen bir şey değildir ki. Belki eşcinselliğin tam anlamıyla normal karşılandığı bir dünya olsa, herkes kendini keşfedip, kendisiyle barışıp, cinsel yönelimini netleştirerek rakamsal bir veri oluşmasını sağlayabilir ama heteroseksist ve homofobik dünyada ne kimse kendisiyle tam anlamıyla barışır, dolayısıyla ne de tam anlamıyla ben eşcinselim diyebiliyor; ben biseksüelim diyor, ben aktifim diyor, eşcinselliğin cinsellik boyutunu yaşamadığı için aseksüelim diyor, fantezi amaçlı travesti ilişki yaşıyorum ama eşcinsel değilim diyor… diyor da diyor. Bir kere cinsel kimlikler bilinmiyor hem LGB istanbul travestileri İ'ler tarafından, hem de heteroseksüeller tarafından. Hele gerçekten şu LGBTİ kısaltması insanların cinsel kimlik algısını tamamen karıştırdı; cinsel yönelim veya cinsiyet kimliğinin ayırdında olmayanları iyice bilgi cahili yaptı bu konuda. LGBTİ kısaltması cinsel yönelim ve cinsiyet kimlikleri, yani eşcinselliği ve transseksüelliği kapsıyor ama LGBTİ denilince geçmişte olduğu gibi insanların aklına kadınsılık geliyor, travestilik geliyor. Mesela soruyorlar bana, "Denizli'de kaç tane LGBTİ var?" diye. Ben de diyorum ki, "Şu yerde veya bu yerde şu kadar travesti siteleri  veya bu kadar LGBTİ var diyemeyiz. Sadece bulunulan ortamların özgürlük derecesinin belirlediği bir görünürlük, açık olma durumu vardır. Ama bir eşcinselin de alnında yazmıyor ki eşcinsel olduğu. Yani feminen olmak zorunda da değil eşcinseller işaret edilecek şekilde. Sanırım siz travestileri kasdediyorsunuz LGBTİ olarak. Onlar da LGBTİ'lerin temsilcisi değil ki. Burada cinsel kimlik ankara travestileri  bilgisizliği devreye giriyor yanlış tanımlamalara, yanlış algılara, yanlış sorulara sebep olan. Bilimsel verilere göre % 12 oranında eşcinsellikten bahsedilir. Mesela buna dayanarak 1 milyonluk şehirde 120 bin eşcinsel yaşıyor denebilir. Ama bunun dışında kalanları nasıl ayırt edeceğiz? Bunun transı var, kendini biseksüel olarak tanımlayanı var, kendini bastıran var, kendisiyle barışamayan var, kendisinden nefret eden var, kendisini yani ne olduğunu bilmeyen-kendisinden bihaber olanlar var. Heteroseksüel, yani erkek veya kadınım diyenin bile bir gün kendini keşfedip eşcinselliğini yaşamayacağının garantisi yok ki. Yani herkes az veya çok potansiyel bir LGB travesti haberleri İ olabilir. Heteroseksist, homofobik ve dolayısıyla insanların kedisini ifade edemediği ve bu konuda bilgisiz bir toplumda LGBTİ'lerin azınlık olarak görülmesi ve adet olarak sayılmaya kalkışılması kaçınılmaz. Ama herkes kimliği konusunda açık olsa ve LGB şişli travesti İ'ler normal karşılansa, kimse kimseyi ötekileştirmeyeceği için, 'Kaç adet LGBTİ var?' diye sorma ihtiyacı bile hissetmez. Bu tür sorular bile başlı başına bir ötekileştirme unsuru aslında.".Alıntıdır.

Travesti kategorisine gönderildi | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Travesti , kadınlara değil erkeklere ilgi duyuyordum

Travesti , kadınlara değil erkeklere ilgi duyuyordum

Korkuyordum. Yine mi? İlkokulda top, lisede travesti , peki üniversitede ne olacak? Üniversite okumamaya karar verdim. İstanbul'a annemin yanına gittim. İçim içimi yiyordu, cinsel isteğim başa çıkılamaz hale gelmişti. Denemek istiyordum. Bir erkeğin tenine dokunmak nasıl bir şeydi onu yaşamak istiyordum. Anneanneme yatılığa gittim iki günlüğüne, sabah dayım işe gidiyordu, canım sıkılmasın diye de bilgisayarını götürmüyordu işe. Eşcinsellerin yoğunlukta olduğu bir sohbet ağı var, bilen bilir. Oraya girip başladım çevremde arayış yapmaya. Kartal'dan biriyle şişli travesti tanıştım ve ertesi gün anneanneme ben gidiyorum deyip çıktım evden. Anneme akşam üstü geleceğim dedim ki adam ile zaman geçirebileyim. Neyse buluştuk, tanıştık… Arabasıyla gelmişti, yaşı yirmidört-yirmibeş falandı. Bir kaç saat sonra ilk hamleyi ben yaparak dudağından öptüm, o da karşılık verdi ve sevişmeye başladık. Ben cinsel organını deliler gibi merak ediyordum, aceleci davranıp elimi götürdüm, sonra beni durdurdu. ''Öpüşelim, sevişelim ama daha ileri götürmeyelim, yaşın küçük, pişman olacaksın'' dedi. Ne pişman olması? Deliler gibi istiyorum! Merak ediyorum. Bunun için anneme yalan söylemişim. Neticede ikna ettim onu ve oral yolla ilişkiye girdik. Bir anda dayımın bilgisayarındaki geçmişi silmeyi unuttuğum aklıma geldi, eve gidene kadar dudağımı yiye yiye bir hal oldum. Neyseki sorunsuz geçti o gün. Üç gün sonra anneme Şahika Yücel'in travesti hakkındaki bir videosunu izlettim. Çevremde hiç  istanbul travestileri yoktu, bir tek Bülent Ersoy vardı. Onun da o dakikaya kadar ameliyatlı olduğunu bilmiyordum. Zaten kafamdaki ideal imaj o değildi. Erkeklere ilgi duyuyorum, eh top-ibne zaten kadın gibi olunca deniyor, demek ki ben eşcinselim dedim. Annem hemen yapıştırdı videonun ardından soruyu; ''Cevabını biliyorum ama yine de senin ağzından duymak istiyorum. Eşcinsel misin?''. Önce utandım, sıkıldım ama nihayetinde cesaretimi toplayıp, ''Evet, anne eşcinselim'' dedim. Sonra saatlerde üzerine konuştuk, o bana beni anlattı, ben ona benim bilmediği yönlerimi. O gün daha önce hiç olmadığı kadar huzurlu bir şekilde koydum yastığa başımı. Sabahında bir sürü video izlettim anneme ardı ardına, çok sakindi, çok sahiplenici. Aradan kısa bir zaman geçti ki annem ben dışarıdayken arayıp hemen eve gel dedi. Eve gittiğimde annem yarı bilincini kaybetmiş, sinirden eli ayağı titriyordu. Dayım bütün yazışmalarımı anneme olduğu gibi anlatmış. Yazışmalar cinsellik üzerineydi hep ve şuan kendime yakıştıramadığım bir üslupla travesti resimleri yazılmış şeyler. Annem bilgisayarımı aldığı gibi ortadan ikiye ayırdı, neye uğradığımı şaşırdım. Annemi ilk defa o kadar sinirli gördüm hayatımda. Annemden ilk tokatı o gün yedim. Sonra kendimi onun yerine de koymadım değil. Onsekizine yeni girmiş evladım internette biriyle tanışıp buluşuyor ve oral seks yapıyor… Bu kadar tepki vermesem de çok üzülürdüm herhalde. Eşyalarımı topladığım gibi ertesi gün babamın yanına gittim. Orada farklı bir atmosfer. Annemin tokat atmasını sorun etti baba tarafı. Malum anne-baba ayrı olunca her iki taraf da birbirinin açığını arar genelde. Bir kaç gün de öyle geçti, sonra annemin ikinci eşinin çirkeflik yapası gelmiş annemi bir güzel doldurmuş bana karşı, bir süre sonra babamın olduğu şehre geldiler annem ile ikinci eşi, orada da aynı muhabbetler. Ses desibeli kulak zarı patlatacak düzeyde. Sonrasında yaklaşık üç ay kadar annemle görüşmedim. Utanıyordum. Daha sonra o ilk adımı attı ve aradı. Hiçbir şey olmamış gibi. Sanki hiçbir şey yaşanmadı. Ben işe girdim, çalışmaya başladım bir yıl kadar çalıştım. Bu sürede kendimi tanımaya başladım. Travesti haberleri  bir kadın olduğumun bilincine vardım. Üzerine bolca araştırma yaptım. Emin olana kadar yerli-yabancı bütün kaynakları inceledim. Unisex kıyafetlere geçişim burada başladı. Saçlar uzadı, şortların boyu kısaldı, kaşlar daha kavisli alınmaya başlandı. Bir ileriki aşama saç boyamaydı, onu da yaptım. Babam gayet normal bir şekilde karşıladı, annem de işte iki üç laf söyleyip susuyordu. Ablamla da tartışıyorduk ama daha sonra can ciğer kuzu sarması oluyorduk hemen eskiden olduğu gibi. İşten ayrılıp dersaneye yazıldım.Bir yılı daha unisex olarak dersanede geçirdim, sonra sınava girdim ve İstanbul Üniversitesi'ni kazandım. Kafamda milyonlarca plan! Sonunda senelerdir hayalini kurduğum bedene kavuşmama bir adım daha yaklaşmıştım. Üniversite demek, LGB travesti ,  ankara travestileri I camiası ile iç içe olmak demek. Üniversite demek, özgürlüğüne bir adım daha yakın olmak demek. Kararlıydım ben olmaya. Ya bu deveyi güdeceksin, ya bu diyardan gideceksin dedim kendi kendime..

Travesti kategorisine gönderildi | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Travesti sanatçı bir gencin hikayesi

Travesti sanatçı bir gencin hikayesi

Suriye’den Lübnan, Sudan ve nihayetinde İstanbul’a uzanan bir kaçış ve zorunlu göçün travesti “kahramanı” eşcinsel genç Maher’in hikayesi: Suriye’de savaş, İstanbul’da ise Suriyeli ve eşcinsel kimliğine dönük çifte ayrımcılıkla sarmalanmış bir hayat…
Suriye’de yaşanan savaş ve IŞİD saldırılarının ardından milyonlarca Suriyeli doğduğu toprakları terk etmek zorunda kaldı. Kimisi Avrupa yollarına döküldü, çok sayıda kişi yakınlarını hem savaşta hem de bu yolculuklarda yitirdi.
Kurtuluş’ta bir kafede konuştuğumuz Maher Daoud da yaşadığı yeri terk etmek zorunda kalan milyonlarca kişiden biri. Lazkiye’de başlayan hayatının 23. yılında yaşadığı şehri terk etmek zorunda kalmış. Lazkiye’den Lübnan’a; oradan Sudan’a ve nihayetinde İstanbul’a uzanan bir göçün hikayesini anlatıyor Maher. Hızlı hızlı konuşuyor, sanki peşimizden biri kovalıyormuşçasına her şeyi bir çırpıda anlatmak istiyor…
“Sanat, nefes almak demek”
Şimdi 24 yaşında olan Maher, sanatçı bir eşcinsel genç. Suriye’de mimarlık okumuş. Ancak savaş koşullarından dolayı okulu bitiremeden kaçmak zorunda kalmış. Bir yandan da suluboya ve akrilik çizimler yapıyor. Maher, çizimlerinin her birinde bir travesti hikayesinin saklı olduğunu söylüyor. Maher’e göre sanat, nefes almak demek. Suriye’de bir “gey yaşantısı” olmadığı için, sanat nefes alabildiği tek alan.
Lazkiye’deki durumu soruyorum. Maher, Lazkiye’de yaşamanın “korkunç” bir şey olduğunu söylüyor:
“Lazkiye Beşar Esad’ın şehri. Haliyle, baskı her zaman çok yoğundu. Konuşmak, bir şeyler yapmak neredeyse imkansız. Sanatta da durum böyle. İkinci sergimi açabilmek için çok uzun zaman uğraşmak durumda kalmıştım. Çok fazla yerden imza almanız gerekiyor. Karakoldaki neredeyse her polisle muhatap olmak durumunda kaldım. Bütün resimleri inceliyorlar ve kimilerini ‘uygun’ bazılarını ise ‘uygunsuz’ buluyorlar. Sürekli, neden böyle resimler yaptığımı sordular. Beşar Esad’a karşı olup olmadığımı öğrenmeye çalışıyorlardı.”
Maher politikadan bahsetmeyi sevmiyor. Bunda “Suriye’de politika hakkında konuşmanın haram” olması da etkili. Politikanın hiçbir şeyi değiştirmediğini düşünüyor. Daha fazla sanat istiyor.
Savaşla birlikte işler çok daha zorlaşmış. Suriye’de Esad, ÖSO ve IŞİD’in savaşmasının her şeyi çok daha kötüleştirdiğini söylüyor. Maher’e göre, “özgürlük” için başlayan isyan başlarda çok güzelmiş. Ancak Esad’ın katliamlara başlaması ve devamında Esad karşıtları da aynı yöntemleri kullanmaya başlamasıyla her şey değişmiş.
“Esad olmasa da Suriye’de kalamazdım, IŞİD var!”
Maher; Esad, ÖSO ve IŞİD’in baskıları ve katliamları sonucu gerçekten özgürlük isteyen insanların ülkeyi terk etmek zorunda kaldığını hatırlatıyor. Suriye nüfusunun 24 milyondan 18 milyona düştüğünü ankara travestileri  söylüyor.
“Esad olmasa da Suriye’de kalamazdım ben. Eşcinselim ve IŞİD’in doğrudan hedefiyim” diyen Maher, katliamlara rağmen “özgürlük” umudunu yitirmemiş. Herkes için özgürlük düşünün çok zaman alsa da, gerçekleşebileceğini söylüyor. ÖSO’nun özgürlük adı altında sadece Sünniler için bir yaşam kurmak istediğini; Esad’ın ise tam tersini yaptığını hatırlatıyor: “Özgürlük böyle bir şey değil. Bir dinin ya da mezhebin hakimiyeti özgürlük olamaz. Seküler, çok kültürlü bir atmosfer özgürlüğün olmazsa olmazı.”
Lazkiye sokaklarında polis tacizi
Savaşla birlikte Lazkiye’deki her sokağı polis işgal etmiş. Polislerin sürekli kimlik kontrolü yapması ise eşcinselleri çok yakından etkiliyor:
“Eşcinselsen, eşcinselsindir. Bunu biliyor elbette polisler. Saklamak mümkün değil. Sürekli polis tacizi altında yaşamaya çalışıyorsunuz. Arkadaşlarım polis şiddetine maruz kaldı. Ve bu durum artık çok rutinleşmişti.”
Lübnan, oradan da Sudan’a kaçış
Savaşın bütün baskılarına ve homofobiye rağmen Maher, bir parçasını Suriye’de bıraktığını söylüyor. Suriye’den çıkışını ise şöyle anlatıyor:
“Suriye’den Sudan’a gitmeye çalışıyordum. Bunun için ise önce Lübnan’a gitmem gerekiyordu. Suriye’den çıkabilmek hakikaten çok zordu. Zorunlu askerlik gibi bir sorun Türkiye’de olduğu gibi, Suriye’de de var. Askerlik yapmadığım için, ülke dışına çıkışımı engellemeye çalıştılar. Öğrenci olduğum için bir şekilde çıkabildim. Seneye askerlik yapacağım, dedim.
“Suriye sınırından geçip Lübnan’a gidebilmek için 400 dolar ödedim. Lübnan’a vardığımda da sorun yaşadım. Tripoli’de de savaş bekliyordu beni. Nihayetinde bütün bu keşmekeşten sıyrılıp, Sudan’a bilet aldım. Herhangi biri gibi Sudan’da oturum iznimi de aldıktan sonra, bir süre orada yaşadım. Ailem de Sudan’a geldi.”
Sudan’da çifte ayrımcılık
Sudan’da ise Maher hem Suriyeli olmasından hem de eşcinsel kimliğinden ötürü çifte ayrımcılıkla karşılaşmış: “Dürüst olalım, Sudanlılar ile biz aynı ulustan değiliz. Derimizin renginin biraz daha açık olması sorun yaratıyor. İnsanların bakışlarından bile travesti siteleri  anlıyorsunuz bunu. Yine eşcinsel kimliğimden ötürü de Sudan benim için yaşanabilir bir yer olmaktan çıktı. Abartmıyorum, bir kez otobüste neredeyse üç kişinin tecavüzüne uğrayacaktım. Kendimi zor dışarı attım.”
İstanbul… Ayrımcılık sürüyor
Maher, Sudan’da yaşadıklarından sonra “birazcık daha saygı görmek” için Türkiye’ye gelmeye karar verir. Bulmayı umduğu “saygı” ise İstanbul’da pek yok…
“İstanbul’da Suriyeli olduğunuzu söylerseniz, ‘Aman Allah’ım, Suriyeli misin? Lütfen öl’ tepkileriyle travesti resimleri  karşılaşıyorsunuz. Olumlu yaklaşan insanlar da var tabi ama Suriyeli olduğumu öğrenince onları öldürecekmişim gibi yaklaşanlar, ‘IŞİD’li misin’ diye soranlar da var.
“Yine Türkiye’nin Suriye’ye çok benzediğini gördüm. Suriye’de de Alevi ya da Sünni veya Hıristiyan olmanız büyük önem taşıyor. Buradaki insanlar da bana sürekli dinimi, mezhebimi soruyor. Ona göre benle konuşup konuşmayacaklarına karar veriyorlar.”
Bir İstanbul “gerçeği”: Sokak tacizi
İstanbul’da eşcinsel olmanın nasıl bir şey olduğunu sorduğumda ise duraklıyor. Sonrasında şişli travesti gözlerimin içine bakıp, “Tek kelimeyle, zor” diyor. Sokakta tacize uğradığını anlatıyor. Türkçe’de öğrendiği ilk kelimeler, “Gel gel” ve “Siktir git” olmuş: “Bu kelimelerin anlamlarını çok bilmiyordum ama sokağa çıktığımda insanlar arabalarından sarkarak ya küfrediyorlar ya da taciz ediyorlar.
“Suriyeliysen ikinci sınıfsın”
Uğradığı taciz ve saldırıların sayısını unuttuğunu söyleyen Maher “meseleyi daha iyi anlamamız için” sadece bir tanesini aktarıyor:
“Hiç unutmuyorum, bir gece arkadaşlarımla dışarıdaydım. Onlardan ayrıldım ve eve dönüyordum. Birden bir arabanın içinden çok sayıda adam çıktı. Beni takip etmeye başladılar. Ne yapacağımı bilemedim. Çevreye baktım polis var mı diye ama o an İstanbul’da Suriyeli bir eşcinsel olduğumu tekrar hatırladım. Polis olsa bile beni korumazdı ki? Türkiyelilere göre ben bir mülteciyim ve onlardan aşağıdayım. Ne yapacağımı bilemedim, koşarak kaçtım.”
“İspanyol taklidi yaptım”
İstanbul’daki Türkiyeli eşcinsellerin de Suriyelilere yaklaşımlarının çok “kucak açıcı” olmadığını belirtiyor Maher. Her ne kadar ev arkadaşı olan eşcinseller kendisine Türkiye’de istanbul travestileri olmak hakkında çok yardımcı olsa da; kötü deneyimler de travesti  yaşamış:
“Suriyeli demek Arap demektir. Ve Türkiye’de Avrupalı göçmenlere, turistlere çok fazla saygı gösterilirken; bizlere öyle yaklaşılmıyor. İspanyol ya da İtalyan olmak çok muhteşem bir şey olarak görülüyor. Hayatta kalma kartım genelde İspanyol olduğum yalanını söylemek oluyor. Adımı soranlara Pedro diyorum bazen. Pedro olarak tanıdıklarında hiçbir sorun çıkmıyor. Sonrasında, Suriyeli olduğumu ve adımın Maher olduğunu söylüyorum. O zaman yaklaşımlar ve bakışlar değişiyor.
“Bir yandan da herkes bana ‘Suriyeli gibi değilsin’ diyorlar. Benim iyi birisi olduğumu vurgulamak için yapıyorlar kendilerine göre. Ama ben Suriyeliyim ve bundan. travesti  haberleri utanmıyorum.”
“Suriyelisin sen, istediğin yere şikayet et, hiçbir hakkın yok”
Son sorum ise belki de Maher için şu anda en önemli konu hakkında oluyor. Nasıl para kazandığını soruyorum. Maher, Lazkiye’de zengin bir ailenin çocuğu olarak yetiştiğini anlatıyor. Ancak eşcinsel kimliğinden ötürü ailesi onu bir daha görmek istemediğini söylüyor. Şu anda ailesi Sudan’da ve herhangi bir maddî destek alamıyor.
İstanbul’da ise iş bulamıyor. Çalıştığı bir dükkanın sahibi iki haftalık parasını vermemiş. Asgarî ücretin çok daha altında ücretlere çalışmayı kabul etmişken, onu bile alamıyor Maher. İtiraz ettiğinde ise, “Suriyelisin sen, istediğin yere şikayet et, hiçbir hakkın yok” diyorlar.
Maher için tek iş olanağı seks işçiliği kalıyor. Bir de yaptığı resimlerin satılması ihtimali. Seks işçisi olmakla ilgili herhangi bir sorunu olmadığını söylüyor Maher. Yine de başka bir iş olsa onu tercih edebileceğini ekliyor: “Bedenimi satmıyorum. Bedenim hâlâ benim. Benim kalmaya devam edecek. Ama başka iş olsa, orada çalışmayı tercih edebilirim.”Alıntıdır ..

Travesti kategorisine gönderildi | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Travesti , başarılarının devamını diliyoruz ablacım

Travesti , başarılarının devamını diliyoruz ablacım
Öykü Ay travesti Dayanışma Defilesi’ni anlatıyor: LGBTİ misafirhanesinin kötü şartlarının iyileştirilebilmesi ve huzur evi haline getirilebilmesi için bu defileyi yapıyoruz. Biz arkadaşlarımızla en gözde mekanlarda gezip eğlenebiliriz ancak zor durumda olan arkadaşlarımız imkanlarının kısıtlı olması sebebi ile bu mutluluklardan yoksun kalıyor.
travesti Dayanışma Defilesi (Trans Fashion Show) kurucularından Öykü Ay ile konuştuk:
Merhabalar öncelikle bana vakit ayırdığınız için teşekkürler ablacığım. Sormak istiyorum Öykü Ay kimdir?
Malatya Akçadağ’da 1975 yılında doğdum. 39 yaşımdayım. Hayatımı seks işçiliği ile kazanmaktayım.  Efemine tarzımdan dolayı ailemden ayrılmak durumdan kaldım. Uzun yıllardır ailemle görüşmüyordum ancak artık görüşüyorum. En çok sevdiğim ağabeyim ile 22 yıldır görüşmüyorum.
Peki şu an Öykü Ay neden insanlara yardım ediyor? Çok mu çile çekti yoksa vicdanını mı rahatlatmak istiyor ve sadece LGBTİ bireylere mi yardım ediyor?
Çok zorluk çektim ve insanları tanıyamıyordum. LGBTİ birey olarak bir Bülent Ersoy bir Zeki Müren ve bir de kendimi bilirdim. İstanbul’a geldiğimde kimsem yoktu ve çok zorluklar çektim, dövüldüm sövüldüm, parklarda yattım, metro duraklarında yattım ve sokaklarda yattım. Açtım param yoktu ancak bunları cinsel kimliğimi ve kendi hayatımı yaşayabilmek için bunları yaşadım ve bu zorluklar belki bana ders olacaktı veya kamçı olacaktı. Kendim için çok yaşadım, o dönemlerde seks işçiliğine başladığımda Tarlabaşı’nda arkadaşlarım çok yardımcı olmuşlardı. Otostop yapmaya başladığımda ilk çıktığım gün dayak yemiştim ve ilk bir hafta hiç para kazanamamıştım. Yanında gezdiğim arkadaşım bana para vermişti ve ben çok mutlu olmuştum çünkü param yoktu, açtım. Mini etek giymiştim ancak ayaklarımda erkek ayakkabıları vardı ve kafamda peruk dahi yoktu. Arkadaşımın emaneten verdiği kremlerle sakalımı gizlemeye çalışırdım.
Sefaköy’de bir arkadaşımın evine gitmiştim ve otururken çok dua etmiştim o gece orda kalabilmek için çünkü kalacak yerim yoktu ve hava çok soğuktu. O arkadaşlarımla şuan çok samimiyiz çünkü o dönemde bana sahip çıkmışlardı, bana yardımcı olmuşlardı.
Sonradan zaman geçtikçe birçok yere savruldum.  Şu an o dönemleri hatırladıkça gurur duyuyorum kendimle çünkü çok insan tanımıştım ve çok zorluğun üstesinden gelmiştim. O dönemde tanıdığım arkadaşlarımın hepsinin durumu çok iyiydi sevgilileri vardı ben ise o dönemlerde hayatta kalabilmenin savaşını veriyordum.istanbul travestileri
Sadece LGBTİ bireylere yardım etmiyorum. Yardıma muhtaç olan tüm insanlara yardımcı olmaya çalışıyorum. Ancak önceliğim LGBTİ arkadaşlarım. Gerek hapisteki LGBTİ arkadaşlarım gerek doğudaki arkadaşlarım gerekse de Türkiye’nin her noktasında zor durumda olan arkadaşlarımıza ulaşmaya çalışıyorum. Gücüm yettiğince olduğu ve kaldığı ilçelere de gitmeye çalışıyorum. İnsanların bana ulaştırdığı yardıma muhtaç bireylere ulaşmaya çalışıyoruz. Örneğin; ailesi tarafından bir bağ evine hapsettirilen arkadaşımız vardı veya ailesinden kopamayıp onlarla yaşayıp mutlu olamayan arkadaşlarımız da vardı
Örneğin benim gibi, ben de aileme bağlıyım kopamıyorum ancak mutluda değilim.
Hayır hayır aksine sen çok modern düşünen ve modern kalıplarda bir insansın o bireylerin bakışını bile görsen anlarsın. Ben daha çok LGBTİ bireylere yardım etmek istiyorum çünkü; devlet LGBTİ Bireylere yardımcı olmuyor sahip çıkmıyor. Bizim olanak ve imkanlarımız çok kısıtlı.  Ben bu yüzden LGBTİ bireylere yardım ediyorum, aslında ben değil herkes ediyor. Edirne’den Kars’a herkes yardımlarını bana ulaştırıyor ve ben de yardıma muhtaç bireylere ulaştırıyorum.
Yani ben elçiyim diyorsunuz?
Evet! Hiç bir derneğe, siyasi partiye, şirkete ve örgüte üye veya bağlı değilim. Tüm bu yardım ve destekleri bireysel olarak, Öykü Ay ve melekleri olarak sağlıyorum. Ben sadece elçiyim onlar bana güvendikleri ve sevdikleri için bu yardımları benim aracılığım ile iletiyorlar zira birçok yardım isimsiz ve gizli geliyor bana. Ben zaten yalnız olarak bunun üstesinden gelemezdim. Belki bir adım gidebilirdim ancak arkadaşlarım ve dostlarım sayesinde beş adım gidebiliyorum.
Bir kaç gün önce bir haber gördüm, bence emsali olmayan bir haberdi. Şişli Belediyesi’nin LGBTİ bireylere ücretsiz olarak sağlık hizmeti sunma projesi başlattığını gördüm. Siz ne düşünüyorsunuz?
Ben o haberi okuduğumda tüylerim diken diken oldu. Şişli belediye Başkanı’nı gördüğüm zaman ellerinden öpeceğim. Akabinde özel kalem müdürü Boysan’ı da öpüyorum, kendisi de bir LGB travesti İ birey. Umarım bu proje diğer belediye başkanlarına da örnek olur. Gerçekten örnek bir davranış. Şişli belediye Başkanı’nı saygıyla ayakta alkışlıyorum. Gururluyum!
Peki, gelelim 20 Kasım perşembe gecesine. Benim de medya, basın ve web tasarım sorumlusu olduğum, Trans Dayanışma Defilesi’ne (Trans Fashion Show). Bu defilenin amacı nedir?
Evet, 20 kasım 2014 perşembe gecesi saat 19:30 ile 23:30 arasında Club XL bünyesindeki On İstanbul Club’te düzenlenecek ve sahibi Hüseyin bey ücretsiz bir şekilde kabul etti ve teknik açı dışında ücret alınmayacak. Kendisini çok kutluyorum desteğinden dolayı.
Defilenin amacı ise; Avrupa’da düzenli olarak ülkemizde ise ilk kez yapılacak olmasından dolayı çok gururlu ve heyecanlıyım. İstanbul’da bulunan ve İstanbul LGBTT Derneği’nin kurmuş olduğu LGBTİ misafirhanesinin kötü şartlarının iyileştirilebilmesi ve huzur evi haline getirilebilmesidir. Ayrıca yeni nesile örnek olabilmesi adına düzenliyoruz. Biz arkadaşlarımızla en gözde mekanlarda gezip eğlenebiliriz ancak zor durumda olan arkadaşlarımız imkanlarının kısıtlı olması sebebi ile bu mutluluklardan yoksun kalıyor. Bu defilenin ana oluşumu ise; seks, uyuşturucu ve fuhuş dışında sosyal aktivitelerde de olabileceğimizi insanlara göstermek ve biz de varız diyebilmektir.
Eklemek istedikleriniz var mıdır bu ifadelere?
Ben tüm LGBTİ derneklerini destekliyorum ancak üyesi değilim her hangi bir derneğin bana telefon açması durumda destekçi olabilirim elbette.  Zira tüm LGBTİ dernekleri bu defilede bizlere destekçi. Hepsi bizim yanımızda olduklarını gerek kurucuları gerekse de üyeleri aracılığı ile iletti.
Tüm dernekleri ve herkesi dayanışmaya davet ediyorum. Bana fikir olarak katılmayan LGBTİ  bireyleri varsa da bana ulaşarak fikirlerini belirtebilir ve bu şekilde daha donanımlı ve daha sağlıklı bir projeye imza atmış oluruz. Herkesin düşüncelerine saygım var.
Peki, birçok bireyin de düşüneceği o soruyu sormak istiyorum. Defilenin geliri nerede muhafaza edilecek?
5 kişilik bir komisyon oluşturuldu ancak şuan bu röportaja isim vermem doğru olmaz. Bu komisyonda toplanacak olan gelire ise el dahi sürmeyeceğim. Komisyon paranın nerede tutulacağına ise kendisi karar verecektir.
Biliyorum ki defilenin girişleri ücretli olacak ancak bu ücretler hazırlamış olduğunuz; T-Şort, boxer ve farklı kıyafetler karşılığında olacak doğrudur değil mi?
Evet bilet anlamında tasarlatmış olduğum bu kıyafetler satışa sunulacak. Böylece eğlenmiş olduğumuz kadar da destek olabileceğiz ve ben de giriş bileti alacağım onur, gurur ve heyecanla. Sonrasında ise trans kızlarımızın taşımış olduğu kıyafetler açık arttırma ile satışa sunulacak. Geriye kalan kıyafetler ise, resmi internet sitemizde www.transfashionshow.com satışa sunulacak ve tüm gelir komisyonda toplanacak.
Bu defile bir kez mi yoksa her yıl düzenli olarak mı gerçekleşecek?
Eğer istediğimiz katılım ve başarıyı elde edebilirsek her yıl düzenli olarak gerçekleşecek. Elbette ilk olduğu için aksaklıklar veya eksiklikler olacaktır. Allah utandırmasın diyorum. İlerde ben olmasam bile başkaları bunun devamını getirecektir ve her daim desteğim olacak. Biz defilenin bir festival şeklinde her yıl düzenlenmesi taraftarıyız.
Peki toparlayacak olursak, defile nerede ve ne zaman gerçekleşecek ?
20 Kasım 2014 perşembe gecesi 19.30 da ONİstanbul Club’da kırmızı halı geçişi başlayacak ve gece 23:30 da defilemiz sona erecek. Sonrasında ise Club XL de sabaha kadar parti olacak ve dileyen herkes partide eğlenmeye devam edebilecekler. Büyük bir show ve eğlence olacak sürpriz sanatçı, oyuncu ve zenne kadrosu da bizimle eğlenceye eşlik edecek. Club XL de ise ünlü DJ’ler ile eğlence devam edecek. Herkes ama herkes çalışıyor.
Peki son olarak Kaos GL aracılığı ile defileye katılmak isteyenlere mesajınız nedir?
Öncelikle Kaos GL yi zevkle takip ediyorum. Üyesi değilim ancak çok seviyorum derneği ayrıca geçtiğimiz günlerde 20. yılını kutladılar ve bende çok kutluyorum. Önemli olan burada bir dayanışma söz konu ve insanların bize yapmış olduğu zulüm yeter ve biz bize zulüm etmeyelim ve birleşelim diyorum.
travesti Peki bana zaman ayırdığın için sonsuz teşekkür ediyorum ve başarılarının devamını diliyorum ablacım.travesti haberleri
Ben çok teşekkür ederim. Allah yar ve yardımcımız olsun…

Travesti kategorisine gönderildi | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Travesti , bırakın artık doktorlara gitmeyi dedim

Travesti , bırakın artık doktorlara gitmeyi dedim
Böyle bir tören düzenlemekten pişman olmadıklarını ifade eden çiftten Ekin, “Hayatımızın en doğru şeyini yaptık. Ayrıca ben eşcinselim diye mutsuz da değilim. Bir daha dünyaya gelsem, yine bu bedende, aynı şekilde doğmak isterim. Evet, homofobik bir ülkede yaşıyoruz, transları direkt öldürüyorlar, bizi doğduğumuza pişman etmeye çalışıyorlar. Yine de halimden memnunum” diye konuştu.
Eşcinsel bir düğün düzenlemenin LGB travesti İ bireylere yönelik ayrımcılığın son bulması açısından önemli bir aktivizm olduğunu kaydeden çift, düğün kararını, düğün sonrasında yaşadıklarını kendilerine gelen tehditleri Hürriyet gazetesinde Ayşe Arman’a anlattı:
Ekin ve Emrullah… Sizi evlenen ilk gay çift olarak tanıdık. Hakkınızda bir sürü haber çıktı. Büyük tantana koptu. Şu an neler yaşıyorsunuz?
Emrullah:  Başımıza gelmeyen kalmadı! Hayatımız kaydı. Evimize bile gidemiyoruz. Zaten artık evimiz de yok…
Neden?
Ekin: Ev sahibi kovdu.
Emrullah:  "Ne haltlar karıştırdığınızı öğrendim. Komşularımızdan imza topladım, sizi evimden attıracağım!" diye mesajlar attı.
Ekin: Biz de son derece kibar bir şekilde, "Evinize bir zarar mı verdik ki, bizi çıkarmak istiyorsunuz?" diye sorduk. Kem küm etti. Ama açıkça, "Siz eşcinselsiniz! Sizin gibilere ev-mev vermek istemiyorum" da diyemediği için kıvırttı durdu.
Komşulardan imza toplamış. Biz, orada kimseyi tanımıyoruz ki, bizim hakkımızda nasıl kötü bir şey söylemiş olabilirler? Kime ne zarar vermişiz? Kendi halinde iki insanız. Bir taşkınlığımız yok, bir şeyimiz yok. Ama eşcinsel olduğumuzu öğrendi ya, üstüne bir de evlendik ya, bizi kapıya koyma hakkını görüyor kendinde…
Emrullah:  "Ne haltlar çevirdiğinizi öğrendim!" diyor. Bu nasıl bir küstahlıktır! Birbirimizi seviyoruz, evlendik, var mı? İzin mi alacağız ondan! Bizim özelimiz bu, kimseyi ilgilendirmez. Ev sahibiyle aramızdaki tek olay kira. Onun dışında başka hiçbir münasebetimiz yok.
Ekin: Bu nasıl bir homofobiyse yeni ev de bulamıyoruz. Birkaç emlakçıya telefonla sorduk, "Tamam gelin bakalım" dediler, buluşunca bizi tanıdılar, "Başka yerlere bakın. Size verecek evimiz yok!" dediler. Çaresizlikten arkadaşlarımızda kalıyoruz.
Bu kadar mı yaşadığınız zorluk?
Ekin: Olur mu? Daha kötüsü de var. Bir sürü tehdit alıyoruz. Ben Antakyalıyım. Oradan mesajlar geliyor, "Antakya'nın adını kötüye çıkardın, buraya gelirsen, kafana bir tane sıkacağız…" diye. Ama tabii bu mesajlara pabuç bırakacak halim yok! Allah'tan "Antakya'dan ancak senin kadar cesur ve sevgi dolu biri çıkabilirdi! Tebrik ediyoruz" diyenler de var.
"ANNEN DE PİSLİK SENİ HER ZAMAN DESTEKLEDİ"
Peki aile çevresi?
Ekin: Babam ve babamın tarafı, "Sen rezilsin! Hemen soyadını değiştir, bizim ailemizle ilişkini kes!" diyor. Bunun, benim için zerre kadar önemi yok. Zaten 12 yaşından beri eşcinsel olduğumu açıkça söylüyorum. Onlar için mümkün olsa da ölüp gitsem, yok ölmeyeceksem de eşcinselliğimi gizleyeyim. Bu ikiyüzlülük de midemi bulandırıyor. Sen ister kabul et, ister etme. Ben buyum! Böyle doğdum. Kendimi de seviyorum. Şimdi, en az kendim kadar sevdiğim bir de eşim var.
Benim bir kadınla birlikte olabilmem imkânsız. Bunu akılları almıyor. Nasıl heteroseksüel bir erkeğin, bir erkekle birlikte olması mümkün değilse, benim de bir kadınla birlikte olmam mümkün değil. Ama kardeşim, anlatamadım gitti! Akıllarınca beni reddediyorlar. Peki sorsalar ya, ben o ailenin bir ferdi olmakistiyor muyum? Hayır! Asıl ben onları reddediyorum! Sildirin beni kütüğünüzden. Sürekli "Allah senin belanı versin!" diye telefonlar geliyor, "Senin annen de pislik, sana her zaman destek verdi" diyorlar. Annem tek kelimeyle canımdır. Her zaman, her konuda destekçimdir. Emrullah, annem ve ben fotoğraf çektirmişiz. "Bu iki sapıkla nasıl aynı karede olursun? Sen rezil bir kadınsın! Nasıl o fotoğrafı  Facebook'a koyarsın" diyorlar. Eşcinseliz ya, analarımız da bizi sevmesin istiyorlar! Bir annenin çocuğunu sevmemesi mümkün mü? Ama bak, babalar konusunda bir şey diyemeyeceğim.
Annen burada mı yaşıyor?
Ekin: Hayır Antakya'da, 40 yaşında daha. Çok genç, çok tatlı bir annem var.
Peki sen Emrullah? Sen de bir kafede garsonluk yapıyordun değil mi? Bu evlilik yüzünden başına gelen bir şey var mı?
Emrullah:  Evet. Ben de işimi kaybettim. Kimseye bulaşmayan, ölçülü, sessiz biriyim. Bir problemimiz yoktu. Haberler çıkınca, çekindiler. Onları da anlıyorum. Zeki Müren'i seviyorlar Bülent Ersoy dinliyorlar.
Senin ailenin tepkisi ne oldu?
Emrullah:  O biraz problemli. Ben Ekin gibi cesur değildim hiçbir zaman. O 12 yaşından beri kafa tutuyor. "Ben buyum, yerse!" diyor, diyebiliyor. Ben yapamadım. Eşcinsel olduğumu kimseye itiraf edemedim. Şunun şurasında son üç yıldır kendim gibiyim. Çevremden de kimse bilmiyordu. Hele ailem, akrabalarım hiç… Şimdi hepsi öğrenmiş oldu.
Emrullah:  Evet. Ve tabii şok geçirdiler. Ama öncesinde söylemiş olsaydım da bir şey değişmeyecekti. Onlarda algı sabittir, değişmez. "Böyle bir şey varsa bu hastalıktır! Bunu düzeltmeye çalışacağız" diye düşünüyorlar. Ne yazık ki bu ülkenin çoğunluğu, eşcinselliği hâlâ hastalık olarak görüyor.  Siyasetçiler farklı mı? Hayır! Günah olarak görüyorlar. Gel gelelim Zeki Müren'i seviyorlar, Bülent Ersoy dinliyorlar ama eşcinselliğin gizli yaşanması gerektiğini düşünüyorlar. Ortalıkta olmayacaksın. Kötü bir şey yapıyorsun. İki erkek, el ele yürürse özendirici olur diye düşünüyorlar. Varsın evlerinden atsınlar, ne yapacaklarsa yapsınlar. Benim ailem de aklınca beni düzeltecekti.
"GURUR DUYUYORUZ KORKMUYORUZ"
Nasıl yapacaktı?
Ekin: Herhalde evlendireceklerdi Emrullah'ı! Bir sürü travesti , baskılara karşı gelemediği için evleniyor, hatta çocukları oluyor. Yazıktır o kadınlara! Sonunda bütün herkes mutsuz oluyor.
Emrullah:  Bizimkilerin istediği bu olayın tamamen unutulması. Onlara göre utanç verici bir şey yaptık. Oysa biz, çok istediğimiz, hayalimiz olan bir şeyi gerçekleştirdik. Ve kendimizle gurur duyuyoruz. Üç yıl öncesine kadar herkese kapalıydım. Sadece zaman kolluyordum. Gün gelecek eşcinsel olduğumu haykırabileceğim, sevdiğim kişiyi bulacağım ve bundan böyle bütün hayatı birlikte yaşayacağız, paylaşacağız. Bana sadece sevgi değil, cesaret de verdi Ekin. Artık kimseden korkumuz yok!
Yani siz, başınıza bunca şey gelmesine rağmen pişman filan değilsiniz…
Ekin: Tabii ki değiliz. Hayatımızın en doğru şeyini yaptık. Ayrıca ben eşcinselim diye mutsuz da değilim. Bir daha dünyaya gelsem, yine bu bedende, aynı şekilde doğmak isterim. Evet, homofobik bir ülkede yaşıyoruz, transları direkt öldürüyorlar, bizi doğduğumuza pişman etmeye çalışıyorlar. Yine de halimden memnunum. 19 yaşındayım, kendimle yüzleştim. Kendimi olmadığım biri gibi göstermeye de çalışmıyorum.
Marmara Üniversitesi'nde okuyorsun değil mi?
Ekin: Evet ama bu olaylar yüzünden şu aralar okula gitmiyorum.
Diyorlar ki, "Eşcinsellik cinsel tercih!" Saçma! Nedir bu, marjinal bir duruş mu sergiliyoruz biz? Meslek mi seçiyoruz? "Seçmek" ne demek? Biz, böyle doğduk. Seçmedik. Doğamız bu. Bu, bir tercih değil yani.
"TANIŞTIĞIMIZ ANDAN SONRA HİÇ AYRILMADIK"
Nasıl tanıştınız?
Ekin: Bir gece kulübünde. Ben bir kız arkadaşımla dans ediyordum. Birden Emrullah'ı gördüm, "Melis, bak ne kadar tatlı bir çocuk!" dedim. Sonra tanıştık, dans ettik. Zaten sabah olmuştu, bizim eve geldik.
Emrullah:  Birbirimizi tanıdığımız andan itibaren hiç ayrılmadık. Zaten çok kısa süre sonra da birlikte yaşamaya başladık.
Ekin: İlişkimizin üçüncü ayında fiilen evli gibiydik. Kedilerimiz, çocuklarımızdı. Biz birbirimize karşı çok dürüst ve saygılıyız. İçimiz titriyor birbirimiz için. Her şeyi paylaşıyoruz. Zevklerimiz ortak. Hobilerimiz ortak. İleriye dönük hayallerimiz var. Bizim için ortada hiçbir sorun yok, iki erkek olmamız dışında. Bize göre o da sorun değil ama millete dert oldu.
Emrullah:  Birlikte yaşamaya karar verdiğimiz zaman Ekin'e söylediğim bir şey vardı: "Gün içinde ne olursa olsun, kavga da etmiş olsak, gece aynı yatağa gireceğiz, aynı yastığa baş koyacağız. Salonda yatma gibi bir şey olmayacak."istanbul travestileri  travesti
Kavga da ettiğimiz oluyordu ama yatağa hiçbir zaman küs girmedik. Hiçbir zaman ayrı odalarda yatmadık. Düğünümüzü şimdiye kadar biriktirdiğimiz parayla yaptık.
Çok eleştirildi o kırmızı kuşak… Niye bağladın beline evlenirken?
Ekin: Bir kere biz, birbirimizi kesinlikle kimlikleştirmiyoruz. "Sen bu ilişkide erkeksin, ben kadınım" gibi bir şey yok. Biz ikimiz de gay'iz. O kırmızı kurdeleyi de şöyle açıklayayım: Ben sanatçı olarak eğitim alıyorum, düğünüm başlı başına bir mesajdı ama düğünümün içinde ayrı bir mesaj da vermek istedim. Bekâretin önemsiz olduğunu anlatıyor o belimdeki kırmızı kuşak. Yoksa, ben bir erkeğim, benim nerem bakire? Ben dışa- vurumculuk yapıp, bu şekilde ifade etmeye çalıştım kendimi. Mesajımı çok güzel alanlar oldu, yanlış değerlendirenler de…
Emrullah:  Bu bizim düğünümüz, nasıl istersek öyle yaparız. İnsanlar buna niye bu kadar takıldılar anlayamadık.
Kimleri davet ettiniz düğününüze?
Emrullah:  Sevdiklerimizi, yakın çevremizi. Orada olmasını istediğimiz 90 kişiyi…
Parayı nereden buldunuz?
Ekin: Şimdiye kadar biriktirdiğimiz parayla yaptık. Destek olan arkadaşlar da vardı. Sağ olsunlar. Ama takılarımı bile oraya bıraktım.
Siz bu işi ciddiye almış mıydınız yoksa geyik mi yaptınız?
Ekin: Tabii ki ciddiye aldığımız bir şey yaptık! Biz zaten duygusal olarak evliydik, orada imza atman bir şey değiştirmiyor ki. Zaten evli olarak yaşıyorduk. Biz bunu bir düğünle taçlandırmak istedik. Zaten davetiyemize de "Sadece sizin dilekleriniz eşliğinde kaygılarımızdan arınacağımızı düşünüyoruz" diye yazdık.
Şu an ne hissediyorsunuz?
Ekin: Bu kadar hakareti ve aşağılanmayı hak edecek bir şey yapmadık biz. Birbirimizi sevdik o kadar. Kimseyi öldürmedik, kimseye tecavüz etmedik. Bana gelen korkunç bir mesaj var. Çok çok ayıp bir şey. Nefretin seviyesizliğine bakın, "5 yaşındaki bir çocuğa tecavüz etseydiniz sindirebilirdik ama bunu sindiremeyiz!" demişler.
Bir şeyleri değiştirebildiysek ne mutlu bize…
Ya senin aile hikâyen…
Emrullah:  Batmanlıyım. Kürt'üm. Ama 26 yıldır İstanbul'dayız. Heteroseksüel gibi gezdim, dolaştım, davrandım. 25 yaşına kadar sadece kendi içimde yaşadım. En yakın arkadaşlarımla bile hiçbir şey paylaşmadım. Ekin'e her zaman söylüyorum, onun cesaretine hayranım. Onun sayesinde ben de kendim olabildim. Biz bir şeyleri değiştirmişsek ne mutlu bize…
"HEDEF TAHTASI OLMAYI GÖZE ALDIK"
Evliliğinizi, dünya âleme duyurmak nereden aklınıza geldi? Gerekçeniz neydi?
Ekin: Biz aslında sadece eşcinsel camiaya seslenmek, onlara cesaret vermek istemiştik. "Yalnız değilsiniz! Sizin gibi başka insanlar da var. Biz de onlardanız. O kadar da güçsüz, aciz değiliz. Korkmayın!" demek istemiştik. Akit gazetesi dışında, bütün gazeteler sadece haberi verdiler. Teşekkür ediyoruz. Tamam internet sitelerinde birtakım feci yorumlar vardı. Akit, "Sapıklar düğün yaptı, yetkililerin soruşturma başlatmasını bekliyoruz" diye yazdı ama genel olarak 'iki eşcinsel evlendi' diye verildi haber. Biz homofobiklere hedef tahtası olmayı göze almıştık. Ülkemizde de gay evlilikleri başlasın diye yaptık. Kim ne derse desin, eşcinsel özgürlük mücadelesinde bir yerimiz olduğunu düşünüyorum.
ÜNİVERSİTEYİ BİRİNCİLİKLE KAZANDIM
Eşcinsel olduğunu ne zaman fark ettin?
Ekin: Kendimi bildim bileli… Bir çocuk dergisi vardı. Oradaki bir erkek çocuğu beğeniyordum. Kızlarla oldum olası bir alakam olmadı. Annem durumu fark edince, doktor doktor dolaştık, kadıncağız perişan, herkese soruyordu: "Ekin, trans mı, gay mi, nedir, bana söyleyin!" Bir gün bütün aileyi topladım, "Bırakın artık doktorlara gitmeyi" dedim, "Ben eşcinselim." Söyleyiverdim. Nasıl rahatladım anlatamam. Hüngür hüngür ağladık annemle birlikte. Sonra tabii amcalarım filan dahil oldu. "Ekin'i okula yollamayacağız, okul hayatı bitmiştir!" dediler.
Neden?
Ekin: Beni hetero yapacaklar da ondan! "İşe başlasın, inşaata girsin!" Erkeksi bir iş ya, kendimi erkek gibi hissedeceğimi düşünüyorlar. İki sene ev hapsi yaşadım. Sonra Güzel Sanatlar Lisesi'ne kaydolmamı kabul ettiler. Babam bırakıp, getiriyordu. Bıçak çekenler oldu, küfür edenler oldu, arkamdan "Travesti!" diye bağıranlar oldu. Benim tek kurtuluşum İstanbul'du. Üç yıl boyunca gözümü kırpmadan çalıştım. Benimle hazırlanan hocam şahit. Mersin Güzel Sanatlar Fakültesi birinciliği, Hacettepe Resim Bölümü birinciliği, Eskişehir Anadolu Üniversitesi Resim Bölümü birinciliği… Ama ben Marmara Üniversitesi'ni tercih ettim. Çok tatlı bir hocam var. Diyor ki, "Ekin, ben seni kaybetmek istemiyorum. Çok yeteneklisin!" Üçüncü travesti sınıftayım ama şu aralar tehditler yüzünden devam edemiyorum.travesti haberleri

Travesti kategorisine gönderildi | ile etiketlendi | Yorum bırakın